|
MAHKEMENİN ORGANLARI Roma Statüsünün 34ncü maddesinde de belirtildiği üzere mahkeme; başkanlık, ön dava dairesi-dava dairesi-istinaf dairesinden oluşan yargılama bölümü, savcılık makamı ve sekreteryadan oluşmaktadır. a-Başkanlık Makamı: Statünün 38nci maddesi uyarınca, yargıçlar arasından üç yıl için seçilen bir başkan ve yine üç yıl için seçilen birinci ve ikinci başkan yardımcılarından oluşur. Başkanlık makamının görevi, mahkemenin genel yönetimini ve temsilini sağlamaktır. Başkanın ve yardımcılarının görev süreleri yargıçlık süreleriyle de sinirlidir, yani idari görev süresi ile yargıçlık görev süresinden hangisi önce sonlanırsa o tarihte görev sona ere.Heyet yalnızca bir kez seçilebilir. b-Yargılama Makamı: Mahkeme, Antlaşmada belirtilen şekilde seçilen ve üçte biri 3, üçte biri 6, ve üçte biri 9 yıl görev yapacak 18 yargıç ve yeteri kadar savcılık görevlilerinden oluşmaktadır. Yargılama makamı, kendi içinde üçe ayrılır:Ön-Dava Dairesi, Dava Dairesi ve İstinaf Dairesi. Ön-Dava Dairesi, Statünün 56,57,58ncimaddelerinde ayrıntılı şekilde anlatılan bir takım önemli yetkilere sahiptir.Bunların arasında Savcılık iddianamesinin onaylanması, hazırlık soruşturmasının sağlıklı yürütülebilmesi için tutuklama kararı verme ve Savcılık makamına belirli durumlarda soruşturmaya devam etme izni verme gibi önemli yetkiler sayılabilir. Özellikle dava öncesi aşamalara ilişkin oldukça teknik konularda yetkileri söz konusudur. Dava Dairesi, davanın asil olarak görüldüğü makamdır. Tüm yargılamayı yaparak bir karar ve gerekiyorsa ceza vermekle görevlidir. İstinaf Dairesi ise, Dava Dairesi’nin verdiği karara karşı başvurulacak kanun yolunun muhatabı olarak, istinaf yargılamasını yapmak ve bir karar vermekle görevlidir. c-Savcılık Makamı: Statünün 15nci maddesiyle 53 ve 54ncümaddelerinde hatları belirlenen savcılık kurumu, Mahkemenin belki de belkemiğini oluşturmaktadır. Çok önemli yetkilerle donatılmış savcılık kurumu,Statüdeki 13ncü maddeye göre BM Güvenlik Konseyi ve taraf devletlerle birlikte mahkemede dava açabilecek üç kurumdan biridir. Statünün 14ncü maddesindeki düzenlemeden hareketle, bir taraf devlet, mahkemenin yargı alanına giren suçlardan birinin islendiği iddiasında ise, savcılık makamına başvurarak takibat yapılmasını isteyecektir. Böyle bir durumda, elindeki bilgi, belge ve diğer delilleri savcılık makamına yapacağı başvuruya ekleyecektir. 13ncü maddedeki düzenlemeye göre ise,Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de böyle bir istem ile savcılık makamına başvurabilir. Savcılığın re´sen harekete geçmesi ise 15ncimaddede düzenlenmektedir. Buna göre savcı, mahkemenin yargı yetkisine giren suçlarla ilgili olarak eldeki bilgilere dayanarak kendiliğinden soruşturma yapabilir. Savcı, alınan bilginin ciddiyetini tahlil edecek, eğer gerekirse BM Organlarından, hükümetler arası örgütlerden, sivil toplum örgütlerinden ve diğer güvenilir kaynaklardan ek bilgiler talep edecek, yazılı ve sözlü ifade alabilecektir. Eğer savcı, soruşturmayı sürdürmek adına makul temeller bulunduğu sonucuna varırsa, tüm destekleyici belgelerle Ön-Dava Dairesi´ne başvurarak soruşturma yetkisi isteğinde bulunacaktır. Ön-Dava Dairesi´nde Delil ve Usul Kuralları’na uygun olarak mağdurlar da temsil edilebilirler. Bu isteği destekleyici belgelerle inceleyecek Ön-Dava Dairesi, eğer soruşturmayı sürdürmek için makul nedenler bulunduğu ve konunun mahkemenin yargılama yetkisi içinde bulunduğu kanısına varırsa,mahkemenin yargılama yetkisi ve davanın kabul edilebilirliği konularında daha sonra yapılacak değerlendirmelere önyargı oluşturmayacak biçimde, soruşturma yetkisi verecektir. Ön-Dava Dairesi, ret kararı verirse, bu durum savcının daha sonra yapacağı başvurular için engel teşkil etmez. Eğer savcı, yukarıda belirtilen ön incelemeden sonra, sağlanan bilgilerin bir soruşturma için makul temeller teşkil etmediği kanısında ise, iç hukukumuzdaki kovuşturmaya yer olmadığı kararına benzer bir karar vererek, bilgileri sunanları bu husustan haberdar edecektir. Bu durum,aynı olayla ilgili olarak yeni olaylar ve delillerin ışığında daha sonra sunulacak bilgilerin değerlendirilmesine engel değildir. Savcı, makul temel arayışında mutlak bir takdir hakkına sahip değildir. Statünün 53ncü maddesinde belirlenmiş birtakım esasların göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Öncelikle, savcının elinde bulunan bilgilerin, mahkemenin yargı yetkisi içinde yer alan konulara iliksin bir fiilin islendiği ya da islenmekte olduğu konusunda inandırıcı bulunması gerekir. İkinci olarak, davanın 17nci maddedeki kabule sayanlık kriterlerini sağlaması gerekir. Ayrıca suçun ağırlığı ve mağdurların menfaati göz önüne alındığında açılacak bir soruşturmanın, adaletin menfaatine hizmet etmeyeceği konusunda inandırıcılık beklenmelidir. Savcının, üçüncü kritere göre kovuşturmama kararı vermesi durumunda, keyfiyetin Ön-Dava Dairesine bildirilmesi gereklidir. Eğer soruşturma talebi Statünün 14ncü maddesi uyarınca bir devletten ya da madde 13-(b)’ye göre Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden geliyorsa, bu talepkâr tarafların da haberdar edilmesi gereklidir. Statünün 14ncü maddesi uyarınca bir devlet başvurusu söz konusu ise veya 13 (b) maddesi uyarınca BM Güvenlik Konseyi başvurusu varsa, başvuranlar savcılığın yukarıda sekli ve usulü belirtilen işlem yapmama kararlarına karşı Ön-Dava Dairesi’nden kararın yeniden gözden geçirilmesini isteyebilir.Bu durumda Ön-Dava Dairesi ya kararı kendisi gözden geçirir ya da savcılık makamından kararını gözden geçirmesini isteyebilir. Savcılık makamı, her zaman, yeni gerçekler ve bilgilere dayanarak bir soruşturmaya başlama konusundaki kararını yeniden değerlendirebilir. Savcılık, gerçeği ortaya çıkarmak için Statüye göre bir cezai sorumluluk olup olmadığının değerlendirilmesiyle ilgili tüm gerçekleri ve delilleri kapsayacak şekilde soruşturmayı genişletecek ve böyle yapmakla da sanıkları suçlu duruma geçirecek ve temize çıkaracak durumları eşit olarak soruşturacaktır. Statünün 54ncü maddesinde belirtildiği şekliyle savcı; a) Delil toplayabilir ve inceleyebilir, b) Sanıkların, mağdurların ve tanıkların bulunmasını isteyebilir ve bunları sorgulayabilir, c) Kendi yetenek ve/veya görevlerine uygun olarak herhangi bir devletin ya da hükümetler arası örgütün işbirliğini isteyebilir, d) Statüye aykırı düşmeyecek şekilde, bir devletin,hükümetler arası örgütün ya da sahisin işbirliğini sağlamak üzere gerekli düzenleme ve anlaşmalara taraf olabilir, e) Bilgiyi sağlayanın rıza gösterdiği durumlar müstesna, gizlilik koşuluyla ve sadece yeni delil ortaya çıkarma amacıyla elde edilen bilgi ve belgeleri, yargılama sürecinin herhangi bir aşamasında ifşa etmemeye anlaşabilir, f) Bilginin gizliliğini, herhangi bir şahsın korunmasını ya da delillerin saklanmasını garanti altına almak amacıyla gerekli tedbirleri alabilir veya bu tedbirlerin alınmasını isteyebilir. ç-Sekreterya (Yazı İsleri Müdürlüğü) Yargılamanın tüm aşamalarında kalem ve sekreterya olarak görev yapmak yetki ve göreviyle donatılmıştır. Yazı İsleri Müdürü,ulusal hukukumuzdan biraz daha farklı olarak, yargılamanın her aşamasında birinci elden rol sahibidir. Ayrıca sekreterya görevi için de yeteri kadar personel istihdam edilmektedir. ILKELER Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde Ceza Hukuku ve Ceza Yargılama Hukukunun temel ilkelerinden olan Ne bis in Idem- Bir fiilden ötürü iki kere yargılama yapılmaz, Nullum Crimen, Nulla Poena Sine Lege-Kanunsuz suç ve ceza olmaz, gerçek kişilerin cezai sorumluluğu, resmi görevin mazeret teşkil etmemesi, amirin hukuka aykırı emrinin ifanın mazeret teşkil etmemesi, masruf müdafaa, zaruret hali, gibi durumların hukuka uygunluk sebebi teşkil etmesi gibi bir çok Ceza Hukuku ilkesinin Statüde benimsendiğini görüyoruz. Ancak belki de bu düzeyde bir uluslararası mahkemede ilk olarak görülen bir başka ilke, Statüde yer bulmaktadır. Complimentarity Rule-Tamamlayıcılık İlkesi gereğince, birincil yargılama yetkisi ilgili Devletin Ceza Mahkemelerine aittir. Statüde belirtildiği üzere, ilgili Devlet,göstermelik yargılama yapıyorsa, yargılama yapıp göstermelik cezalar veriyorsa veya yargılama yapmıyorsa ya da yargılama yapabilecek kapasiteye sahip değilse,tamamlayıcı olarak, Uluslararası Ceza Mahkemesinin yargılama yetkisi devreye girecektir. Bunun dışında Mahkemenin zaman bakımından yetkisi – ratione temporis, Mahkemenin kurulduğu ve islemeye basladigi 1Temmuz 2002 tarihinden sonra islenen suçlar içindir. Kişi bakımından yetki – ratione personae, yukarıda da belirtildiği gibi gerçek kişiler üzerindedir. Yer bakımından yetki – ratione loci ,Statünün 12nci maddesindeki düzenlemeden hareketle, suç Statüye taraf bir devletin ülkesinde islendiğinde ya da sanık taraf bir devletin vatandaşıysa devreye girecektir. *** *** Günal Kurşun: Uluslararası Ceza Mahkemesi: Hayal ve Ötesi makalesinden alıntılanmıştır.
|