 Geçmiş dönemlerde, savaşta yenen tarafın yenilen tarafı sorguya çekmesi ve cezalandırması, hatta yenilen ordudan esir alınan askerlerin köle olarak kullanılmaları olgusuna rastlanmaktaydı. Rönesans hareketinden sonraki süreçte ve aydınlık dönem Avrupa’sında bu konudaki düşüncelerin biraz daha değişmekle birlikte yine de varlığını koruduğu görülecektir. Hümanist düşüncenin de etkisiyle, yenen devletin yenilen devleti bütün kurumlarıyla değil, sadece devletin başındaki yöneticilerini cezalandırması olgusu giderek öne çıkmaktadır. Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar devam eden bu süreç, savaşın sonunda kabul edilen Versailles (Versay) Antlaşması ile bir değişikliğe girmiştir. Bu antlaşmanın, savaş suçlularının yargılanması ve cezalandırılmasını düzenleyen 227 ila 250 nci maddeleri arası, belirli ve olaya özgü bir ceza mahkemesi kurulmasını ve bu mahkemede, dönemin Alman İmparatorunun yargılanmasını öngörmekteydi[2]. Bu mahkeme ve barış konferansı öncesinde oluşturulan komisyon[3], kurumsal bir irtibat sağlayamadıkları için düzgün çalışamamış, ve o dönemki uluslararası siyası gelişmelerden ötürü ise yaramamıştır. Bu konudaki bir diğer düzenleme de, Sèvres (Sevr) Antlaşması’nda yer almaktadır. Söz konusu antlaşmada Türk ordusunun ve Türk görevlilerin, 1915 yılında yoğun bir şekilde Ermeniler üzerinde soykırım uyguladıkları iddia edilmektedir. Ancak Kurtuluş savaşı’yla Türkiye Cumhuriyeti´nin kurulmasını takiben yükselen Kemalizm dönemi ve Müttefik Devletlerin kendi arasında çıkan paylaşım sorunları nedeniyle bu antlaşmadan vazgeçilmek zorunda kalınmıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Versay Antlaşması’nın 14ncü maddesine dayanarak bir uluslararası adalet mahkemesi kurulması teklifinde bulunulmuştur. Ancak, Milletler Cemiyeti Genel Kurulu´nca,bunun gereksiz olduğu ve konuya giren davaların adli mahkemelere bırakılmasının uygun olduğu, bu tür suçların uluslararası ceza hukuku alanına alınması gerekir ise, Daimi Adalet Divanı’nda ayrı bir ceza dairesi kurulabileceği görüsü ifade edilmiştir[4]. Daha sonraları ise, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nda bu konuda tedbirlerin alınması zorunluluğunun kaçınılmaz olduğu ortaya çıkmıştır. Nitekim, savaş esnasında antlaşma imzalanan Romanya,Bulgaristan, Finlandiya, Macaristan gibi devletlerle, mağlup hükümetleri, savaş suçlularının yakalanması ve cezalandırılması konusunda müttefik kuvvetlerle işbirliği yapmaya mecbur bırakan maddeler konulmuştur[5]. Savaşın sona ermesinden sonra, A.B.D.önderliğinde müttefikler bir uluslararası ceza mahkemesi kurulması için çalışmalarda bulundular. 02.05.1945 tarihinde, Başkan Truman bir basın toplantısı düzenleyerek, Yüksek Mahkeme yargıçlarından Robert H. Jackson’i savaş suçluları ile ilgili davayı hazırlamakla görevlendirdiğini açıkladı[6]. Yargıç başkanlığındaki komisyonun çalışmaları 08.08.1945 tarihinde A.B.D., İngiltere, Fransa ve S.S.C.B. arasında Londra Antlaşması’nın imzalanmasıyla sonuçlandı. Bu antlaşmaya göre, Nuremberg (Nürnberg)´de bir Uluslararası Askeri Mahkeme (International Military Tribunal-IMT) ´nin kurulusu karara bağlandı. Bu antlaşma daha sonra on dokuz devlet tarafından kabul edilmiştir. Bu mahkemenin kurulusunu takiben, Pasifik Savaş Alanı ile ilgili olarak Müttefik Devletler Başkomutanı sıfatıyla ve kendi yetkilerine dayanarak, General Douglas MacArthur, 19.01.1946 tarihli bir kararnameyle Tokyo Uluslararası Uzak-Doğu Askeri Mahkemesi (International Military Tribunal for the Far East at Tokyo)´ni kurmuştur. Bu mahkemenin görev alaniPasifik Okyanusu ve çevresinden oluşan “Pasifik savaş Alanı”dır. Her iki mahkeme de amaç itibariyle birbirine benzese de, Tokyo´daki mahkemenin uluslararası hukuk ilkelerini uygulamaktan çok askeri mahkeme-sıkıyönetim mahkemesi niteliği ağır basan bir kurum olduğu söylenebilir. Bütün bunlardan sonra, soğuk savaş dönemi boyunca uzun bir süre uluslararası ceza yargılaması konusunda fikirler üretilmiş, ancak bunların hiçbirisi kesin bir destek bulamamıştır. 1992 yılına gelindiğinde ise, soğuk savaş sonrası yıkılan S.S.C.B.´nin desteğini yitiren doğu Avrupa ülkelerinde karışıklıkların başladığı görülmektedir. Bu karışıklıkların en yoğun boyutta yaşandığı ülke olan eski Yugoslavya´da etnik çatışmaların artarak devam etmesi üzerine, Birleşmiş Milletler´de yapılan görüşmeler sonunda, ilk kez 1992baharinda, parçalanan Yugoslavya´da bir uluslararası ceza mahkemesi kurulması gündeme gelmiştir. Bu talebin gerekçesi ise, buradaki çatışmaların yoğunluğu ve soykırımların yaşanmaya başlamış olusudur. Hazırlanan raporlar ve taslak metinlerinden sonra, Birleşmiş Milletler Şartı´nın VII Bölümüne uygun olarak BM Güvenlik Konseyi kararıyla, 25.05.1993 tarihinde Eski Yugoslavya ile ilgili olarak bir Uluslararası Ceza Mahkemesi (International Criminal Tribunal for the Former Yugoslavia-ICTFY) oluşturulmuştur[7]. Kurulan bu mahkemede, eski Yugoslavya´da meydana gelen olaylardan dolayı haklarında dava açılan, 12.07.1996 tarihinde ise haklarında tutuklama kararı çıkarılan, o tarihlerde Pale´deki Bosna-Sırp Yönetimi Başkanı Radovan Karadziç ile Bosna-Sırp Yönetimi Silahlı Kuvvetler Komutanı Radko Mladiç´in tutuklanmaları ve yargılanmaları, ancak Yugoslavya’daki iktidarın değişmesinden ve yeni iktidarın haklarında iddialar bulunan bu kişileri iadeyi kabul etmesinden sonra gerçekleşebilmiştir. Baska nedenleri de olsa, kurulan bu mahkemenin bazı noktalarda işlevsizliğinin ana nedeni,bütün BM üyesi ülkelerin imzaladığı bir antlaşmaya dayanmayıp BM Güvenlik Konseyi’nin tavsiye niteliğindeki kararlarına dayalı olarak kurulmasıdır. Gerçekten de, "yetkisini kabul ve verdiği kararı icra ettirmek imkanından yoksun bulunan bir organın gerçek anlamda bir mahkeme olarak fonksiyonunu yapabilmesi pek güç olur."[8] Bu sorun,daha sonra uluslararası baskı gibi siyası birtakım yaptırımlarla mahkemenin icrai kararları desteklenerek aşılabilmiştir. 2002 yılında Devlet liderliği pozisyonuna sahip kişilerin yargılanmasına başlanmıştır ve yargılamalar hala devam etmektedir.*** *** Günal Kurşun: Uluslararası Ceza Mahkemesi: Hayal ve Ötesi makalesinden alıntılanmıştır. [2] Tevfik Odman, Eski Yugoslavya İle İlgili Uluslararası Ceza Mahkemesinin Kurulusu ve Yasal Dayanağı, 1998, AÜHFD, Cilt:45, Sayı: 1-4, s.133,. [3] Savaş Yetkililerinin Sorumlulukları ve Cezaların Uygulanması Üzerine Soruşturma Komisyonu, "Comission on the Responsibilities of the Authors of War and on Enforcement of Penalties at the Preliminary Peace Conference",Bu komisyon, savaşla ilgili sorunları saptamak amacıyla barış hazırlık konferansında verilen bir kararla, 25.01.1919 tarihinde kurulmuştur. Konferansa üye devletler şunlardır: A.B.D., İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Belçika,Yunanistan, Polonya, Romanya ve Sırbistan. Bu komisyonun hazırladığı rapor,29.03.1919 tarihinde Barış Konferansına sunulmuştur. İlhan Lütem, Harp Suçları ve Devletlerarası Hukuk, Ankara, 1951, s.21.[4] Odman, a.g.e., s.133. [5] Lütem, a.g.e., s.60. [6] Lütem, a.g.e., s.61. [7] Odman, a.g.e., s.141. [8] Odman, a.g.e., s.150.; Dönmezer-Erman, a.g.e., s.558.
|